SERBEST DALIŞ FİZYOLOJİSİ VE NEFES TUTMA

Gallery

img_2348.jpg img_2115.jpg sbsam-logo.jpg img_2372.jpg

dalgic

SERBEST DALIŞ FİZYOLOJİSİ VE NEFES TUTMA

Nefes tutarak yapılan dalışa apnea da denmektedir. Akciğerlerin tam ve doğru doldurulması, konsantrasyon, motivasyon kısaca zihin gücü nefes tutarak yapılan dalışların teknik ve psikolojik kısmını kapsar. Akciğer kapasitesinin yüksek olması büyük avantaj sağlayabilir; fakat oksijenin doğru, dikkatli ve ekonomik kullanılmaması bu avantajı ortadan kaldırabilir. Dalış süresini uzatacak tekniklerden en önemlisi ve tehlikelisi hiperventilasyondur. Derin ve hızlı nefes alıp verme anlamına gelir. Dalış öncesi yapılan hiperventilasyon, sığ su bayılması (senkop) hatta senkop sonucu ölüme neden olabilir. Oturarak nefes tutma ile soğuk suda dalış sırasında nefes tutma arasında kullanılan oksijen açısından çok fark vardır. Oturma pozisyonunda dakikada 300 ml oksijen tüketilirken dalıs sırasında oksijen tüketimi iki kattan daha fazla olabilir. Basınç değişikliklikleri gazların hacimlerini önemli bir şekilde etkiler ve sıcaklık sabit kaldıkça gazların basınçları hacimleri ile ters orantılı olarak değisir. Bu ilişki Boyle Kanunu olarak bilinmektedir.

P1 x V1 = P2 x V2 (T sabit)

grafik1

Dalış sırasında, deniz yüzeyinde 1 ATA olan basınç her 33 ft (10 m) deniz suyunda 1 atmosfer artar. Yani 10 m deniz suyunda basınç 2 atm’dir. Hava tüketimi düsünülmediğinde 6 lt’lik akciğer hacmiyle 20 m’ye dalan bir dalıcının akciğer hacmi 2 lt olacaktır. Çünkü 1 lt’lik bir hacim 10 m yani 2 atm’de 1/2 litre, 20 m yani 3 atm’de 1/3 litre olmaktadır. Dalışın hemen başlangıcındaki alveoldeki gaz kompozisyonları % 4 CO2 (PCO2 =29 mmHg), % 17 O2 (PO2 = 120 mmHg) ve % 79 N2’dır (PN2 =567 mmHg). İniş sırasında basıncın etkisiyle beraber akciğer hacminde azalma olup ve CO2, O2 ve N2 kısmi basınçlarında artış görülür. İniş sırasında oluşan kompresyonun ilk 20 saniyesinde karışık venöz kandaki gaz basınçları değişmeyeceği için bu üç gazın da alveolden kana geçtiği düşünülür. Dibe inildiği zaman O2 ve CO2 konsantrasyonlarının düşük olmasının nedeni gazların alveolden kana olan transferidir. Sığ su bayılması, serbest dalıcının dalısını tamamladıktan sonra yüzeye çıkarken oksijen yetersizliğinden dolayı, yüzeye 1-2 m kala bilincini yitirip bayılması anlamına gelmektedir. Vücudumuzda solunumu, kandaki karbondioksitin kısmi basıncı ve kandaki oksijenin kısmi basıncı olarak ayarlayan 2 önemli mekanizma vardır. Serbest dalıs sırasında dalgıç kanın pH değeri değistiği için, kandaki CO2 kısmi basıncı arttığı için ya da kandaki O2 kısmi basıncı düşğü için nefes alma isteği duyar.

resim

Hiperventilasyon, normalden hem daha derin hem de daha sık nefes alma anlamına gelmektedir. Bu sekilde nefes alarak akciğer ve kandaki CO2 kısmi basıncı normal seviyelerin altına çekilebilir. Hiperventilasyon kanda oksijenin artırılması ile değil, karbondioksitin azaltılması ile soluk tutma süresinin uzamasını sağlar.

dalgic2resim4

İmmersiyon suyun içine boyuna kadar batma anlamına gelir ve serbest dalıs genellikle boyuna kadar suyun içine batma ile baslar. Vücudumuzda oksijen tüketimini azaltıp, su altında kalınan süre boyunca oksijenin kalp ve beyin gibi hayati organların kullanımı için korunmasını; kanın, dolayısıyla oksijenin bu organlara yönlendirilmesini sağlayan bir refleks bulunmaktadır.  Buna Dalıcı Memeli Refleksi denir. Bu tepkiler, kalp atımının yavaslaması (bradikardi), çevresel damarların daralması (periferal vazokonstriksiyon) ve kan transferinden olusur. Bradikardi ile baslayan bu refleks sayesinde vücut kullandığı enerjiyi azaltarak 20-30 sn içerisinde kalp atım sayısı en düsük değere ulasır. Ayrıca vücudun tüm dokularında kan akısının azalmasıyla bu dokuların kullandığı oksijen miktarı da düşer ve böylece su altında kalma zamanı uzatılmış olur.

Drt. Osman ATEŞ




Leave a Response


Please note: comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.